http://www.yukarisat.tr.gg

TELEFONMU? LAZIM

   
  YUKARISALAT Beldesi Tarih Resim
  Bismil tarih
 

Bismil ilçesi yaklaşık olarak 250- 300 yıl önce Bağdat ve Musul yöresinden göç ederek gelen Türkmen obaları tarafından kurulmuş olup, sonradan bu göçe Konya çevresinden gelen Türkan aşireti de katılmıştır. Yaklaşık 300 yıllık bir mazisi olan Bismil, Bismil adlı bir kişinin önderliğinde Bağdat ve Musul’dan gelen Türkmenler tarafından kurulmuştur.En eski mezar taşları 270-350 yıllıktır.1925”li yıllarda nahiye olan Bismil”e o tarihlerde 74 köy bağlı idi ve nüfusu 889 olup,173 ev bulunuyordu.Bismil’in etrafındaki köylerden Türkmenacı, Köseli, Tezekli,Darlı,Seyithasan, Ambar, Korukçu, Babahaki, Çöltepe, Yukarı Kengerli, Şarabi, Karaahmetli, Mollafeyat ve Baharlı da birer Türkmen yerleşim yeri idi. 1936 yılında Diyarbakır’ın altıncı ilçesi olan Bismil,Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Diyarbakır iline bağlı en büyük ilçedir. Kuruluşu yeni olmakla beraber, son yıllarda yapılan arkeolojik kazılar neticesinde tarihinin çok eskilere dayandığı anlaşılmıştır. İlçenin merkezinde eski kalıntılara rastlanmamakla beraber, İlçe yakınlarında bulunan bazı köylerde çok eski yerleşim ve ören yerlerine rastlamak mümkündür. Eski adı Bahremki veya Tepe-i Barava olan Tepe Beldesi tarihi kalıntıların ve eski yerleşim yerlerinin bulunduğu bir beldedir. Bu Beldemizin güney doğusunda bulunan ve yüksekliği 100 metre olan Cimşit Höyüğünün üstünde her devre ait çanak, çömlek, iri tuğla ve kiremit parçaları ile taştan yapılmış gülleler bulunur. Bu höyüğün üstünde Şeyh Mehmet Ziyareti (türbesi) vardır. (Basri KONYAR Diyarbakır Yıllığı 1936) Bismil’in yanı başında bulunan Aralık köyünde de tarihi kalıntılar mevcuttur. Bu köyün güneyindeki Doruç ve hazine kumu mevkiinde tarihi kalıntılara rastlanmıştır. Kurmuşlu çayı ile Dicle nehrinin birleştiği yerde yapılan kazılarda Asurlulara ait bazı eserler bulunmuştur. Bundan 4.000 yıl önce(M.ö.2000) Asurlular ile Huriler arasında Dicle ovasının paylaşımı ve Mezopotamya üzerinde egemen olma isteğiyle sürekli savaşlar meydana gelmiştir. Asurlular şimdiki Üçtepe köyünde bulunan ve halen çok büyük bir kısmı tepe altında bulunan büyük bir saray yaparak,burayı Hurilere saldırıda ileri üs karakolu olarak kullanmışlardır. Bu sarayın adı Tuşpa olup, Asur kralı Asurbanipal tarafından yapıldığı tahmin edilmektedir. Bu Sarayın bulunması 1865 yılında ünlü İngiliz seyyahı Taylor'un Bismil'e gelerek Üçtepe höyüğü üzerinde yapmış olduğu kazıda Asurca yazılı iki dikilitaş'ı bulması ile başlamıştır. İngiliz seyyah Taylor,bulduğu bu dikili taşları alarak Dünyaca ünlü en büyük müze olan Biritish Müzesine götürmüş ve halen bu kitabeler orada sergilenmektedir. İşte bu dikilitaşların müzede sergilenmesi ile dünyanın gözü İlçemize çevrilmiştir. Bunun üzerine İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Ana Bilim Dalı Profesörlerinden Sayın Veli SEVİN'İN başkanlık ettiği 12 kişilik bir kazı heyeti ilçemize gelerek bu höyük üzerinde kazı ve incelemelere başlamıştır. Yapılan 4 kazı sonucunda 1989 yılında dünyanın harikalarından sayılan ve 6 metre kalınlığında ve adı tarihte Tuspa olarak geçen büyük bir Asur Sarayının kalıntıları bulundu. Yine bu kazılarda Huriler, Asurlular, Romalılar ve Helenistik çağa ait bir çok altın,bronz heykeller, çeşitli paralar,cam eşyalar ve çok sayıda tarihi eserler bulunmuştur. Bulunan bu eserler halen Diyarbakır Müzesinde sergilenmektedir. Ancak daha önce bulunan dikilitaşlar Kitabeler) ne yazık ki ülkemize getirtilememiştir. Bu höyüğün dünyanın en eski yerleşim birimlerinden biri olduğu ve bulunan sarayı Asurlara ait dünyanın en büyük casusluk merkezi olduğu kazılarla ortaya çıkarılmıştır.(Bu yazı Bismil Haber Gazetesinin 1989 yılında yayınlanan 47.sayısından alınmıştır.)Asurlar stratejik önemi bulunan bu sarayı Şimdiki Diyarbakır'a bağlamak için Üçtepe ile Ambar beldesi arasında bulunan Dicle nehri üzerine bir karayolu köprüsü yaptırmıştır. İpek Yolunun güney kolu bu köprü vasıtası ile yapılmakta idi. Bu köprünün kalıntılarının halen Dicle altında mevcut olduğu ,taşlarının da demiryolu köprülerinde kullanıldığı rivayet edilmektedir. Asurlar M.Ö. 1050 yılında Hurileri büyük bir yenilgiye uğratarak Mezopotamya’nın içlerine çekilmelerini sağlamıştır. Bu savaşta Dicle nehrinin insan kanından dolayı kırmızı aktığı rivayet edilmektedir. Asur Orduları yaptıkları her seferde hem Huri,hem de Urartu medeniyetlerine büyük zarar vermişlerdir. Asur Kralı Salmanasar'ın Tuspa'da ortaya çıkarılan ve kendi adına diktirdiği ve halen Londra Biritish müzesinde sergilenen iki dikilitaşta (kitabede),"Güzel Fidanlıkları dağıttım, dillere destan asma bağlarını tahrip eyledim, bahçeleri ve eşsiz güzellikteki sarayları atlarımızın ayakları altında ezdim, sazlık kadar sık ormanları yaktırıp kestirdim" sözlerine rastlanmıştır. Daha sonra Huriler toparlanarak Asurlulara büyük bir saldırı düzenleyerek Asurluların Diyarbakır havalisi üzerindeki hakimiyetine son vermiştir. İşte bu nedenle halen ilçemizin bulunduğu çevre çok eskilerde de çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmıştır. Bağdat’ta elde edilen bazı arşivler doğrultusunda Ilısu Barajı suları altında kalacak olan Bismil’e bağlı Bozçalı köyündeki Cano Tepesi, Köprübaşı, Aşağısalat, Kenantepe, Yukarısalat, Şahin Tepesi, Körtik Tepesi, Demirhöyük, Ziyaret Tepesinde kazılar yapılmış ve bir çok eser kurtarılmıştır. İlçemizin ismi ile ilgili rivayetlere gelince; İlçemizin Kuruluşu yeni olmakla beraber adının varlığı ile ilgili şimdiye kadar 3 görüş ortaya atılmaktadır. Bu üç görüş ve rivayet çeşitli zaman dilimlerinde meydana geldiği için üç görüşün de haklılık payları mevcuttur. Ancak son görüş halen kabul görmektedir. BİRİNCİ RİVAYET:Bundan takriben 2000 yıl önce İran tarafından gelen köle tacirleri Bismil'in Kurmuşlu köyü yakınlarında konaklarken köleler arasında çıkan bir isyanla köle tacirlerinin imha edildiği ve bu kafilede bulunanların uzun yıllar halen kalıntıları bulunan eski mağara ve köprünün bulunduğu mevkide kalarak hayvancılık ve balıkçılıkla uğraştıkları tahmin edilmektedir. Dicle Nehrinin sık sık yatak değiştirmesi sonucunda yapılan evlerin yıkılması ile yerleşim yerlerini değiştirmek zorunda kaldıkları ve bu amaçla halen harabeleri bulunan ve Bismil'in içme suyunun önemli bir kısmının sağlandığı KIRK-PIYAR mevkiinde 20 evlik bir yerleşim yeri kurdukları ve Farsçada BİSTMAL olarak adlandırılması sonucunda Dicle’nin Şimdiki güney kesiminden geçen İpek Yolu kervancıları bu mevkiye BİSTMAL dediği ve daha sonraki yıllarda bu adın Bismil olarak değiştirildiği rivayet edilmektedir. İKİNCİ RİVAYET-Evliye Çelebi 1600 li yıllarda Seyahatnamesinde Diyarbakır hanlarında konaklayan Kervan sahiplerinin biri birine "PİS MİLİ" nasıl geçtiklerini sorduklarını,çünkü Dicle nehrinin oluşturduğu ve bataklık haline gelen alevyonları(ki;bu yörede buna MİL denildiği bilinmektedir)deve kervanlarının aşmakta zorlandıkları ve bu mevkiin PİSMİL olarak adlandırıldığı ve daha sonraki yıllarda PİSMİL adının BİSMİL olarak değiştirildiği rivayet edilmektedir. ÜÇÜNCÜ RİVAYET-1700 li yılların başında tahminen Konya'dan veya Musul'dan gelen bir aşiret şimdiki Of Köyü ve Pamuk Çay karşısındaki DOLAMA mevkii denilen yerde yerleşim alanı kurup,bilahare Dicle nehrinin güney kesiminde konakladıkları ve bu aşiretin isminin BASMİL aşireti olduğu ve bu yerleşim yerine uzun zaman BASMİL denildiği ve Cumhuriyet döneminde adının BİSMİL olarak değiştirildiği rivayet edilmektedir. Üç görüş de çeşitli zaman birimlerinde meydana çıktığı için haklılık payları çoktur. Ancak rivayet ne olursa olsun İlçemizin isminin BESMELEYİ (Bismillahi Rahmani Rahim) çağrıştırdığı,yani BİSMİLLAH'ın ilk iki hecesi olan BİSMİL olması bizler için mutluluk kaynağıdır. Arkeologlar tarafından yapılacak kazılar Bismil ilçesi yaklaşık olarak 250- 300 yıl önce Bağdat ve Musul yöresinden göç ederek gelen Türkmen obaları tarafından kurulmuş olup, sonradan bu göçe Konya çevresinden gelen Türkan aşireti de katılmıştır. Yaklaşık 300 yıllık bir mazisi olan Bismil, Bismil adlı bir kişinin önderliğinde Bağdat ve Musul’dan gelen Türkmenler tarafından kurulmuştur.En eski mezar taşları 270-350 yıllıktır.1925”li yıllarda nahiye olan Bismil”e o tarihlerde 74 köy bağlı idi ve nüfusu 889 olup,173 ev bulunuyordu.Bismil’in etrafındaki köylerden Türkmenacı, Köseli, Tezekli,Darlı,Seyithasan, Ambar, Korukçu, Babahaki, Çöltepe, Yukarı Kengerli, Şarabi, Karaahmetli, Mollafeyat ve Baharlı da birer Türkmen yerleşim yeri idi. 1936 yılında Diyarbakır’ın altıncı ilçesi olan Bismil,Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Diyarbakır iline bağlı en büyük ilçedir. Kuruluşu yeni olmakla beraber, son yıllarda yapılan arkeolojik kazılar neticesinde tarihinin çok eskilere dayandığı anlaşılmıştır. İlçenin merkezinde eski kalıntılara rastlanmamakla beraber, İlçe yakınlarında bulunan bazı köylerde çok eski yerleşim ve ören yerlerine rastlamak mümkündür. Eski adı Bahremki veya Tepe-i Barava olan Tepe Beldesi tarihi kalıntıların ve eski yerleşim yerlerinin bulunduğu bir beldedir. Bu Beldemizin güney doğusunda bulunan ve yüksekliği 100 metre olan Cimşit Höyüğünün üstünde her devre ait çanak, çömlek, iri tuğla ve kiremit parçaları ile taştan yapılmış gülleler bulunur. Bu höyüğün üstünde Şeyh Mehmet Ziyareti (türbesi) vardır. (Basri KONYAR Diyarbakır Yıllığı 1936) Bismil’in yanı başında bulunan Aralık köyünde de tarihi kalıntılar mevcuttur. Bu köyün güneyindeki Doruç ve hazine kumu mevkiinde tarihi kalıntılara rastlanmıştır. Kurmuşlu çayı ile Dicle nehrinin birleştiği yerde yapılan kazılarda Asurlulara ait bazı eserler bulunmuştur. Bundan 4.000 yıl önce(M.ö.2000) Asurlular ile Huriler arasında Dicle ovasının paylaşımı ve Mezopotamya üzerinde egemen olma isteğiyle sürekli savaşlar meydana gelmiştir. Asurlular şimdiki Üçtepe köyünde bulunan ve halen çok büyük bir kısmı tepe altında bulunan büyük bir saray yaparak,burayı Hurilere saldırıda ileri üs karakolu olarak kullanmışlardır. Bu sarayın adı Tuşpa olup, Asur kralı Asurbanipal tarafından yapıldığı tahmin edilmektedir. Bu Sarayın bulunması 1865 yılında ünlü İngiliz seyyahı Taylor'un Bismil'e gelerek Üçtepe höyüğü üzerinde yapmış olduğu kazıda Asurca yazılı iki dikilitaş'ı bulması ile başlamıştır. İngiliz seyyah Taylor,bulduğu bu dikili taşları alarak Dünyaca ünlü en büyük müze olan Biritish Müzesine götürmüş ve halen bu kitabeler orada sergilenmektedir. İşte bu dikilitaşların müzede sergilenmesi ile dünyanın gözü İlçemize çevrilmiştir. Bunun üzerine İstanbul Üniversitesi Arkeoloji Ana Bilim Dalı Profesörlerinden Sayın Veli SEVİN'İN başkanlık ettiği 12 kişilik bir kazı heyeti ilçemize gelerek bu höyük üzerinde kazı ve incelemelere başlamıştır. Yapılan 4 kazı sonucunda 1989 yılında dünyanın harikalarından sayılan ve 6 metre kalınlığında ve adı tarihte Tuspa olarak geçen büyük bir Asur Sarayının kalıntıları bulundu. Yine bu kazılarda Huriler, Asurlular, Romalılar ve Helenistik çağa ait bir çok altın,bronz heykeller, çeşitli paralar,cam eşyalar ve çok sayıda tarihi eserler bulunmuştur. Bulunan bu eserler halen Diyarbakır Müzesinde sergilenmektedir. Ancak daha önce bulunan dikilitaşlar Kitabeler) ne yazık ki ülkemize getirtilememiştir. Bu höyüğün dünyanın en eski yerleşim birimlerinden biri olduğu ve bulunan sarayı Asurlara ait dünyanın en büyük casusluk merkezi olduğu kazılarla ortaya çıkarılmıştır.(Bu yazı Bismil Haber Gazetesinin 1989 yılında yayınlanan 47.sayısından alınmıştır.)Asurlar stratejik önemi bulunan bu sarayı Şimdiki Diyarbakır'a bağlamak için Üçtepe ile Ambar beldesi arasında bulunan Dicle nehri üzerine bir karayolu köprüsü yaptırmıştır. İpek Yolunun güney kolu bu köprü vasıtası ile yapılmakta idi. Bu köprünün kalıntılarının halen Dicle altında mevcut olduğu ,taşlarının da demiryolu köprülerinde kullanıldığı rivayet edilmektedir. Asurlar M.Ö. 1050 yılında Hurileri büyük bir yenilgiye uğratarak Mezopotamya’nın içlerine çekilmelerini sağlamıştır. Bu savaşta Dicle nehrinin insan kanından dolayı kırmızı aktığı rivayet edilmektedir. Asur Orduları yaptıkları her seferde hem Huri,hem de Urartu medeniyetlerine büyük zarar vermişlerdir. Asur Kralı Salmanasar'ın Tuspa'da ortaya çıkarılan ve kendi adına diktirdiği ve halen Londra Biritish müzesinde sergilenen iki dikilitaşta (kitabede),"Güzel Fidanlıkları dağıttım, dillere destan asma bağlarını tahrip eyledim, bahçeleri ve eşsiz güzellikteki sarayları atlarımızın ayakları altında ezdim, sazlık kadar sık ormanları yaktırıp kestirdim" sözlerine rastlanmıştır. Daha sonra Huriler toparlanarak Asurlulara büyük bir saldırı düzenleyerek Asurluların Diyarbakır havalisi üzerindeki hakimiyetine son vermiştir. İşte bu nedenle halen ilçemizin bulunduğu çevre çok eskilerde de çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmıştır. Bağdat’ta elde edilen bazı arşivler doğrultusunda Ilısu Barajı suları altında kalacak olan Bismil’e bağlı Bozçalı köyündeki Cano Tepesi, Köprübaşı, Aşağısalat, Kenantepe, Yukarısalat, Şahin Tepesi, Körtik Tepesi, Demirhöyük, Ziyaret Tepesinde kazılar yapılmış ve bir çok eser kurtarılmıştır. İlçemizin ismi ile ilgili rivayetlere gelince; İlçemizin Kuruluşu yeni olmakla beraber adının varlığı ile ilgili şimdiye kadar 3 görüş ortaya atılmaktadır. Bu üç görüş ve rivayet çeşitli zaman dilimlerinde meydana geldiği için üç görüşün de haklılık payları mevcuttur. Ancak son görüş halen kabul görmektedir. BİRİNCİ RİVAYET:Bundan takriben 2000 yıl önce İran tarafından gelen köle tacirleri Bismil'in Kurmuşlu köyü yakınlarında konaklarken köleler arasında çıkan bir isyanla köle tacirlerinin imha edildiği ve bu kafilede bulunanların uzun yıllar halen kalıntıları bulunan eski mağara ve köprünün bulunduğu mevkide kalarak hayvancılık ve balıkçılıkla uğraştıkları tahmin edilmektedir. Dicle Nehrinin sık sık yatak değiştirmesi sonucunda yapılan evlerin yıkılması ile yerleşim yerlerini değiştirmek zorunda kaldıkları ve bu amaçla halen harabeleri bulunan ve Bismil'in içme suyunun önemli bir kısmının sağlandığı KIRK-PIYAR mevkiinde 20 evlik bir yerleşim yeri kurdukları ve Farsçada BİSTMAL olarak adlandırılması sonucunda Dicle’nin Şimdiki güney kesiminden geçen İpek Yolu kervancıları bu mevkiye BİSTMAL dediği ve daha sonraki yıllarda bu adın Bismil olarak değiştirildiği rivayet edilmektedir. İKİNCİ RİVAYET-Evliye Çelebi 1600 li yıllarda Seyahatnamesinde Diyarbakır hanlarında konaklayan Kervan sahiplerinin biri birine "PİS MİLİ" nasıl geçtiklerini sorduklarını,çünkü Dicle nehrinin oluşturduğu ve bataklık haline gelen alevyonları(ki;bu yörede buna MİL denildiği bilinmektedir)deve kervanlarının aşmakta zorlandıkları ve bu mevkiin PİSMİL olarak adlandırıldığı ve daha sonraki yıllarda PİSMİL adının BİSMİL olarak değiştirildiği rivayet edilmektedir. ÜÇÜNCÜ RİVAYET-1700 li yılların başında tahminen Konya'dan veya Musul'dan gelen bir aşiret şimdiki Of Köyü ve Pamuk Çay karşısındaki DOLAMA mevkii denilen yerde yerleşim alanı kurup,bilahare Dicle nehrinin güney kesiminde konakladıkları ve bu aşiretin isminin BASMİL aşireti olduğu ve bu yerleşim yerine uzun zaman BASMİL denildiği ve Cumhuriyet döneminde adının BİSMİL olarak değiştirildiği rivayet edilmektedir. Üç görüş de çeşitli zaman birimlerinde meydana çıktığı için haklılık payları çoktur. Ancak rivayet ne olursa olsun İlçemizin isminin BESMELEYİ (Bismillahi Rahmani Rahim) çağrıştırdığı,yani BİSMİLLAH'ın ilk iki hecesi olan BİSMİL olması bizler için mutluluk kaynağıdır. Arkeologlar tarafından yapılacak kazılar neticesinde Bismil'in tarihi hakkında daha fazla bilgi elde edileceği tahmin edilmektedir GÜNEYDOĞU ANADOLU UYGARLIĞIN BEŞİĞİDİR Güneydoğu Anadolu’nun uygarlık tarihinde çok önemli bir yeri vardır; bölgenin hemen her yerinde görülen höyükler, ören yerleri, anıtlar bu görkemli geçmişi günümüze taşımaktadır. Fırat ve Dicle’nin suları ile beslenen ve Yukarı Mezopotamya’nın bir parçası olan bu bölge, güneyindeki kurak ve yarı kurak düzlüklere göre çok daha elverişli doğal koşullara sahiptir. Bu nedenle de, kültür tarihi ile ilgili yayınlarda bu bölgeden “Bereketli Hilal” olarak söz edilir. Bölgenin uygarlık tarihi açısından taşıdığı önem, Mezopotamya’nın bir parçası olması ile sınırlı değildir. Burası aynı zamanda Yakın Doğu kültürleri ile Anadolu kültürlerinin de birleştiği, birbirleri ile kaynaştığı yerdir. Bu nedenle Güneydoğu Anadolu’nun hemen her yerinde binlerce yılın birikimlerinin izlerini taşıyan çok sayıdaki arkeolojik kalıntıyı görmekteyiz. Tarihteki bir çok önemli olay bu bölgede yer almış, uygarlık tarihinin önemli bir çok aşaması da bu bölgede gerçekleşmiştir. Bugün hala varlığını sürdüren Harran, tarihi Urfa kenti, Sumatar, Hasankeyf, Karkamış, Belkıs Harabeleri gibi çok sayıdaki ören yeri bu görkemli geçmişin günümüzdeki izleri gibidir. Bu bölgede özellikle Hallan Çemi, Çayönü, Nevali Çori, Göbekli Tepe kazıları, insanlığın ilk büyük aşaması olan Neolitik Çağ kültürlerinin bilinen kronolojisini 4 bin yıl daha geriye götürmüş ve İ.Ö. 10.bin ile 6.bin yılları arasında bölgede var olan kültürlerin görkemini ortaya koymuştur. Bu kazılarla, bilinen en eski tapınakların, anıtsal heykel ve kabartmaların, karmaşık bir sosyal düzenin, en eski madenciliğin Güneydoğu Anadolu'da ortaya çıkıp, başka bölgelere yayıldığı anlaşılmıştır. GÜNEYDOĞU ANADOLU UYGARLIĞIN BEŞİĞİDİR Güneydoğu Anadolu8217;nun uygarlık tarihinde çok önemli bir yeri vardır; bölgenin hemen her yerinde görülen höyükler, ören yerleri, anıtlar bu görkemli geçmişi günümüze taşımaktadır. Fırat ve Dicle 8217;nin suları ile beslenen ve Yukarı Mezopotamya’nın bir parçası olan bu bölge, güneyindeki kurak ve yarı kurak düzlüklere göre çok daha elverişli doğal koşullara sahiptir. Bu nedenle de, kültür tarihi ile ilgili yayınlarda bu bölgeden 8220;Bereketli Hilal” olarak söz edilir. Bölgenin uygarlık tarihi açısından taşıdığı önem, Mezopotamya 8217;nın bir parçası olması ile sınırlı değildir. Burası aynı zamanda Yakın Doğu kültürleri ile Anadolu kültürlerinin de birleştiği, birbirleri ile kaynaştığı yerdir. Bu nedenle Güneydoğu Anadolu’nun hemen her yerinde binlerce yılın birikimlerinin izlerini taşıyan çok sayıdaki arkeolojik kalıntıyı görmekteyiz. Tarihteki bir çok önemli olay bu bölgede yer almış, uygarlık tarihinin önemli bir çok aşaması da bu bölgede gerçekleşmiştir. Bugün hala varlığını sürdüren Harran, tarihi Urfa kenti, Sumatar, Hasankeyf, Karkamış, Belkıs Harabeleri gibi çok sayıdaki ören yeri bu görkemli geçmişin günümüzdeki izleri gibidir. Bu bölgede özellikle Hallan Çemi, Çayönü, Nevali Çori, Göbekli Tepe kazıları, insanlığın ilk büyük aşaması olan Neolitik Çağ kültürlerinin bilinen kronolojisini 4 bin yıl daha geriye götürmüş ve İ.Ö. 10.bin ile 6.bin yılları arasında bölgede var olan kültürlerin görkemini ortaya koymuştur. Bu kazılarla, bilinen en eski tapınakların, anıtsal heykel ve kabartmaların, karmaşık bir sosyal düzenin, en eski madenciliğin Güneydoğu Anadolu'da ortaya çıkıp, başka bölgelere yayıldığı anlaşılmıştır.
BİSMİL İlçe Basmıl Kabilesi adı altında, Urfa ve şimdiki Arak Mezopotamya yöresinden gelenler tarafından kurulmuştur.Bismil’de çıkan eski mezar taşları 250-400 yıllıktır. Halkının önemli bir kısmı da Türkmendir. Bunların bir kısmının Konya ve bir kısmının da Musul tarafından geldikleri söylenir.Önceleri köy durumunda olan Bismil, bir ara nahiye olmuş, Mermer ve Akpınar da buraya baglanmıştı.Sonra bu teşkilat dagıtılarak adı Şark olarak belirlenen bu nahiye merkezden idare olunmuştur. 1926 yılında yapılan idari bölünmede Şark nahiyesi’nin merkezi bu kez Seyithasan Köyü olmuş ve bu köy buraya baglanmış, 1936 yılında da Bismil Diyarbakır’ın altıncı ilçesi olmuştur. Bismil Diyarbakır’ın önemli tahıl merkezlerindendir. Hem kara hem demiryolu baglantısı. Dicle nehri ,ilçe tarımının hayat kaynagıdır. Turizm:İlçe yeni kuruldugu için burada herhangi bir tarihi anıt bulunmamaktadır.Ancak Türkmen Hacı Köyü’nde Kabasakal, Sarısakal ve Yedi Kızlar Türbeleri Kogi Tepe, Saladum ve Matar Köylerinde bulunan höyükler incelenmeye deger enteresan yerlerdir. Ayrıca Bismil’de eskiden dört zyaret vardır: Develi,Kaypi,Karababa ve Ali Zyareti Sittioglu Ziyareti Demirhan Köyündedir. Kurtuluş,Fatih,Bozkurt,Akpınar,Altok,Dicle,Şentepe,Esentepe mahallelrinden oluşan Bismil’in merkeze olan uzaklıgı 52 km’dir. İlçeye beglı 105 köy, 90 mezra vardır.Tepe beldesi olarak 1 belde Yukarısalat olarakta 1 nahiyesi vardır.
 
  Bugün 20 ziyaretçi (39 klik) kişi burdaydı! tüm hakları saklıdır Celal Göger yukarisalat.tr.gg

 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
İPHONE STORE Bismil

Sayfanızı Da Tanıtın